Tahmaz: Gür sesle konuşabileceğimiz bir siyasal zemin oluşuyor

MA Tolga Güney

İZMİR – Meclis’te oluşturulacak İzleme Komisyonu’na sivil toplum örgütlerinin de katılması gerektiğinin altını çizen Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, “Ölümlerin olmaması bile bizim barışı, demokrasiyi, mücadele zeminlerini güçlendiriyor. Gür sesle konuşabileceğimiz bir siyasal zemin oluşuyor” dedi.

 

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi, mecliste kabul edildi. Meclisin büyük çoğunluğunun kabul oyuyla geçen yasanın ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 81 il valisiyle “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” konulu toplantıda buluştu. Yasanın uygulanmaya başlanması ile birlikte cezaevlerinden tahliyelerin olması, sürgünde yaşayan binlerce kişinin de dönüşü bekleniyor. Yasayla ilgili açıklama yapan birçok kurum da Meclis’te oluşturulacak İzleme Komisyonu’na sivil toplum örgütlerinin de alınması yönünde çağrı yaptı.

 

Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz ile yasanın getirecekleri ve ileriki dönemde atılması gereken adımları konuştuk.

 

Yasada tartışmalı yönlerin olduğuna işaret eden Tahmaz, bunun yasayı kıymetsizleştiren bir şey olmadığını söyledi. Yasanın Meclis’ten yüksek bir oyla geçmesinin önemli olduğunu kaydeden Tahmaz, “Bu yeni süreç başladığından bugüne kadar toplum tarafından daha önceki ateşkesler, çözüm süreçleri ya da diyalog süreçlerinde görmediğimiz kadar bir temkinli iyimserlik vardı. Bir heyecan yaratmadı. Bunun aşılması için yüksek oyla çıkmış olması da bir fırsat. Bunu hemen bir karşılık doğuracak anlamında söylemiyorum. Ama şunu kabul edelim. Bu süreçte ‘Olmaz, olmayacak, olmuyor, sıkıntıya girdi, sorun var’ dediğimiz bütün eşlikleri aştık. Artık bu sürecin düne, bir yıl öncesine göre geri dönüşü olmayan bir yolda ilerliyor. Hükümetler tarafından 12’nci kez Kürt meselesiyle ilgili bir düzenleme yapılıyor. 10 tanesi hep bir tür teslim olma çağrısı, pişmanlık yasası diye kodlandığımız çağrıydı. 11’inci yasa 2014’de çıkan çözüm süreci yasası diye ki o yasada oldukça sınırlı bir hükümet iradesiyle çıkan yasaydı. Yani bu kadar geniş değildi ve karşılıklı müzakere ya da fikir alışverişi ile oluşan bir yasa değildi. Bu yasa ise bir müzakere sonucu çıkarıldı” dedi.

 

‘YURTTAŞ BİLİNCİYLE HAREKET EDİLMELİ’

 

Sosyalist soldan sosyal demokratlara, Türk milliyetçisinden muhafazakar kesime kadar herkesin yasaya evet oyu verdiğini anımsatan Tahmaz, bunun önemli ve bu siyaset yelpazesini iyi değerlendirmek gerektiğini belirtti. Kaygılı insanlara da çağrı yapan Tahmaz, “Bu sefer sanki geçmiştekinden çok farklı bir yoldan yürünüyor. Daha sorunsuz, yani sorunlar ortadan kaldırılarak, çözüm yolları üretilerek, emin yoldan yürünüyor. Tabii ki hiç kuşkusuz bu yasayı çıkartmış olmak elde ama esas önemli olan bundan sonra nasıl uygulanacağı meselesi. Hem yasada yetkilerin Cumhurbaşkanlığında, Milli Görüş Kurulu’nunda toplanmış olmasının yarattığı güvensizlikler ve sorunlar olacak. Süreci parlamento izleyecek, parlamentoda İzleme Komisyonu, alt komisyonlar kurulacak. Toplum bu yasanın hakkaniyetle işletilmesi ve zamana yayılmaması için toplum, yurttaş bilinciyle hareket etmeli. Yine bunun genişletilmesi, daha ileri adımların atılması için sivil toplum örgütlerine, insan hakları örgütlerine, barış örgütlerine de bir görev düşüyor” diye belirtti.

 

SİVİL TOPLUMUN GÖREVİ

 

Dünyadaki örneklerinden çok farklı bir süreç yaşandığına dikkat çeken Tahmaz, şöyle devam etti: “Dünyada bir başka örneği yok ki önce silahlar bütünüyle devre dışı çıksın, daha sonra çatışmanın kök nedenlerine inilsin. Bildiğimiz yöntemlere uygun olmamasının taşıdığı riskler de var. Ancak bu yolda ilerledik. Öcalan, ilk açıklamasında bu sürecin iki önemli nedeni olduğunu söylemişti. Biri silahlı mücadele geldiği nokta. İkincisi bölgesel konjektörün böyle davranmak gerektiğiydi. Şimdi bu yolu nasıl genişletebiliriz? Sivil toplumun bunu tartışması gerekir. Sivil toplum örgütlerinin, iktidar ne derse desin, nasıl yaparsa yapsın bu sürecin daha aktif savunucusu olması gerekir. Hem iktidarı uyarmak hem topluma doğru bilgi aktarmak için bunu yapmalı. Hep bardağın boş tarafına bakmayalım. Bardağın boş tarafından bakmaktan vazgeçmeyelim ama toplumsal yurttaşlık bilincinin bir gereği olarak hükümete uyarıcı olmalıyız. Mesela Barış Vakfı olarak, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a yönelik yazdığımız mektupta kurulacak İzleme Komisyonu’nda yer almak istediğimizi ilettik. Bu mektubu aynı zamanda mecliste yer alan partilerin grup başkanlarına da gönderdik. Çünkü bu işin toplumsallaşması böyle olur. Doğru, nesnel bilgiyi ne kadar yaygınlaştırırsak güven artar. Güven arttıkça toplumun meseleyi sahiplenmesi mümkün olabilir. Bunu ne kadar çok insan, yapı, aktör yaparsa o kadar hızlı olur. Toplumsal katılımcılık ve değişik tecrübelerin aktarılması açısından bunun çok yararlı olacağını düşünüyoruz.”

 

‘BARIŞ, DEMOKRASİ ZEMİNİ GÜÇLENİYOR’

 

İktidarın kendi iradesiyle demokratikleşmeyeceğini dile getiren Tahmaz, “Girdiğimiz yolda nasıl bir sonuçla karşılayacağımıza ilişkin şimdiden fikir veremem. Fakat bütün buna rağmen ölümlerin olmaması bile bizim barışı, demokrasiyi, mücadele zeminlerini güçlendiriyor. Bizim daha gür sesle konuşabileceğimiz bir siyasal zemin oluşuyor” diye konuştu.

 

MA / Tolga Güney

 

Not. Bu röportaj 14 Ağustos 2026 tarihinde Mezopotamya haber ajansında yayınlandı. https://mezopotamyaajansi44.com/GENCLIK/content/view/320854