Yeni Parti’yi sarsan yasa çıkış yolu

 

Özgür Özel ve Yeni Parti yönetiminin önündeki mesele yalnızca bir yasa oylamasındaki dağınıklık gidermek değil. Mesele, açığa çıkan bu durumu doğru okuyarak partinin yeni politik kimliğini oluşturmasıdır. Yasanın yürürlüğe girmesiyle başlayacak uygulama süreci, Yeni Parti’nin gerçekten yeni bir siyaset anlayışı üretip üretemeyeceğinin de testi olacak.”

 

Yeni çözüm süreci kapsamında tarafların üzerinde ortaklaştığı “çerçeve yasa”, Meclis’te 592 milletvekilinden 467’sinin “evet” oyuyla, yakın tarihte örneğine rastlanmaya yüksel oranla kabul edildi.

Zorlu süreç başlıyor. Toplumun devreye girmesi gereken bir evreye doğru süreç ilerliyor. Buraya geldiği gibi gitmesi olduk zor.

Bu güne kadar toplumun farklı kesimlerinin çözüm sürecine gösterdiği ilgi ve desteğini bu oranla aynı ve uyumlu olduğunu söylemek zor. Sürecin sahiplenilmesinde yaşanan sıkıntı ve sorunlar bugüne kadar aşılamadı. Bunun önemli nedeni tarafların üzerinde mutabık kaldığı yeni çözüm süreci anlayışının niteliğinde aranmalı.

Sürecin bir “güvenlik sorunu” parantezi içinde fazlasıyla kapalı devre yürütülmesinin tercih edilmesi; toplumsal güvensizliklerin ve siyasal belirsizliklerin giderilmesini, topluma karşı şeffaf olunmasını ve toplumsal desteğin artırılmasını ikinci plana itti.

Nitekim yasa taslağının hazırlanıp TBMM’ye sunulması aşamasında dahi, imzaları istenen milletvekillerinden içeriğin son ana kadar gizlenmesi, bu yaklaşımın en somut göstergelerinden biri oldu.

Bugün tartışmalar iki başlıkta sürüyor. İlki, yasanın içeriği ve nasıl uygulanacağıdır. İkincisi ise,  Yeni Parti milletvekillerinin “kabul” ve “hayır” şeklinde iki farklı tutum sergilemesidir. Henüz kurulalı bir ay bile olmayan ana muhalefet partisinde, yasanın oylamasında ortaya çıkan bu dağınık görüntü, doğal olarak başlı başına tartışmaya değer konudur.

Asıl önemli olan, Yeni Parti’de açığa çıkan kırılmanın doğru analiz edilmesidir. Bu, Milletvekili grubunun “Başkanımızın yanındayız” türü açıklamalarla geçiştirilebilecek kadar basit ve yüzeysel bir mesele değildir. Hayır oyu veren 55 milletvekili  arasında lidere en yıkın isimlerin ve  merkez yönetiminde isimlerin yer alması geçiştirilecek bir şey değil.  Aksine parti içi sorunu derinliğine işaret eder.  Alelacele böylesi bir bildiri neden açıklama gereği duyulduğu soru sorunu ele vermektedir. Lider yol arkadaşlarında çizik yedi algı oluştu. Yeni Parti milletvekillerinin ezici çoğunluğu eski partilerin politik bagajlarıyla davranarak hayır oyu vermeleri “yeni parti” iddiasına telafisi zor bir darbe oldu.

Özgür Özel’in Meclis Genel Kurul’daki yasa teklifinin geneline ilişkin konuşması ile milletvekillerinin oylamadaki tutumları arasındaki açık farklılık, partinin henüz ortak bir yol haritası oluşturamadığını gösterdiği gibi politik netlikten uzak olduğunu açığa çıkardı.

Buradaki temel soru şudur: Yeni Parti, geleneksel CHP’nin devamı olarak mı şekillenecek, yoksa yeni bir politik zemin üzerinde siyasal ve örgütsel inşasını mı gerçekleştirecek?

Sadece AK Parti karşıtlığına, korkusuna ve nefretine indirgenmiş; geçmişin siyasal kodlarıyla hareket eden bir yapı, yeni nesil siyaset ve örgütlenme yaratamaz. Dahası, böylesi bir siyasal yapı otoriterleşmenin önüne geçmekte yetersiz kalacağı gibi, yaşanmakta olan tarihsel dönüşümün etkili siyasal ve toplumsal aktörü olma imkânını da büyük ölçüde sınırlar.

Bu nedenle Özgür Özel  “parti yönetici arkadaşlarla  birlikte yasaya “evet” oyu vereceğim. Milletvekilleri ise kendi seçmenlerinin tutumuna göre tavır alabileceği yönündeki yaklaşımı”  doğru bir politik tutum alış değildir. Bu, tarz yeni nesil siyaset anlayışı açısından sorgulanmak zorundalar.

Siyasi lider, tarihsel eşiklerde seçmene ve topluma yön göstermek, gerektiğinde bunun siyasi riskini üstlenmek cesaretini gösteren kişidir. Toplumsal dönüşüme yön verme kararlılığı gösterememek, seçmen ve toplum realitesi karşısında adeta beyaz bayrak kaldırmak, muhafazakâr siyasetin marka ismi, millet  popülizmdir.

Özgür Özel’in Salı günü Nefes Gazetesi’nden Deniz Zeyrek’e verdiği demeç, sorunun boyutunun ve yaratabileceği yeni sorunları gösteriyor. Parti yönetiminin, önümüzdeki günlerde ülke genelinde “evet” ve “hayır” tutumlarını anlatmak üzere milletvekilleri ve yöneticileri sahaya çıkarması da bu açıdan önem taşıyor. Ancak iki farklı tutumun aynı anda doğruluğunu topluma anlatmanın yolu henüz bulunmuş değil.

Yeni bir fırsat

Yeni Parti’nin, Kürt sorunu ve barış konusunda eski partilerinin  “statükocu ve tren sallayan” tutumunu geride bıraktığını göstermesi ve bunu risk üslenerek eski partilerinden taşıdıkları seçmenine ve topluma anlatması gerekiyor. Bunun en önemli sınavı ise çerçeve yasanın uygulanması aşamasında verilecek.

Bu aşama Türkiye geleceğini şekillendirme potansiyeli hayli yüksek bir dönem olacak. Sorunların çözümü için üretilenler ve gelişecek muhtemel sorunlar ülkenin geleceğini şekillendirecek. Türkiye karmaşık ve yeni siyasal ve sosyal sorunlarla tanışacak.

Yasa yürürlüğe girdiğinde iki ayrı kurul üzerinden çalışma yürütülecek. Cumhurbaşkanı Yardımcılığı başkanlığında kurulacak ilk yapı, silah bırakmanın tespiti, teyidi ve ilanı gibi sürecin güvenlik boyutuyla ilgili görevleri üstlenecek. TBMM’de oluşturulacak İzleme Komisyonu ise demokratik entegrasyon sürecini izleyecek, kanun kapsamındaki faaliyetleri değerlendirecek ve tavsiyelerde bulunacak.

Bu komisyon, klasik Meclis araştırma veya tali komisyonlarından farklı, kendine özgü usul ve yetkilere sahip bir yapı olmak zorunda. Nitekim 5 Ağustos 2025’te TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bunun önemli bir örneği.

Ana muhalefet partisi Yeni Parti, İzleme Komisyonu’nda sürecin etkili aktörlerinden biri olmalıdır. Eleştirilerinin karşılık bulması, sürecin demokratik niteliğinin güçlendirilmesi ve toplumsal desteğin artırılması için bu önemli bir fırsattır. Aynı zamanda Yeni Parti’nin, sürece ideolojik ve kategorik olarak karşı çıkan İYİ Parti’den politik farklılığını ve Kürt sorununda kendine özgü bir politika geliştirme iradesini ortaya koymasının da zemini oluşacaktır. Başarabilirse.

Sonuçta Özgür Özel ve Yeni Parti yönetiminin önündeki mesele yalnızca bir yasa oylamasındaki dağınıklık gidermek değil.  Mesele, açığa çıkan bu durumu doğru okuyarak partinin yeni politik kimliğini oluşturmasıdır. Yasanın yürürlüğe girmesiyle başlayacak uygulama süreci, Yeni Parti’nin gerçekten yeni bir siyaset anlayışı üretip üretemeyeceğinin de testi olacak.

 

Not: Bu yazı: ilk 14 Ağustos 2026’da https://yeniarayis.com/yazi/yeni-partiyi-sarsan-yasa-cikis-yolu-17925 yayınlandı.