Yeni Parti’nin aşil topuğu: Kürt Sorunu

“Yeni Parti’yi Türk siyasetinde kalıcı kılabilecek olan da bu yaklaşım olsa gerek. Yeni Parti karar verecek CHP devamı mı olacak yeni bir siyasal zemin mi üzerinde muhalefet partisi olacak. CHP’nin statükocu seçmenine teslim mi olacak, klasik seçmeni politik olarak dönüştürme mücadelesini mi sürdürecek. Bunun kıymetini anlamayan veya kabullenmeyenler yalnızca Yeni Parti’nin ulusalcıları ve cumhuriyetçi Türk milliyetçileri değil; Kürt milliyetçileri ve kimi DEM Parti yöneticileri de aynı durumda. Son Adalet Komisyonu toplantısında iki parti yetkilileri arasında yaşanan yersiz gerilimin failinin DEM Partili olması, tam da iktidarın arzuladığı bir sonuç olsa gerek.”

Yeni Parti lideri Özgür Özel, partiyi oldukça zorlu bir süreçte kurdu. Çetin ve hararetli geçen bu yaz aylarında bir yandan iktidar partisinin kesintisiz yargı operasyonlarına ve eski partisinin yönetimini “mutlak butlan” kararıyla ele geçirenlere karşı çok yönlü mücadele yürütürken, diğer yandan Yeni Parti’nin politik ve örgütsel inşasını ivedilikle gerçekleştirmek durumunda. Tam da bu süreçte, Kürt sorunu merkezli parti içi tartışma yeniden alevlendi.

TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ne, Yeni Parti temsilcilerinin kapsamlı eleştirilerine rağmen “evet” oyu vermeleri ve Meclis Genel Kurulu’nda da aynı tutumu sürdüreceklerini açıklamaları, sosyal, görsel ve yazılı medyada yoğun tepkilere yol açtı.

 

Bu tepkilerin önemli bir bölümünde, iktidar karşıtlığı ile silahlı mücadelenin sona erdirilmesi fırsatını birbirinden ayıramayan bir Kürt karşıtlığının, iktidarın yargı operasyonlarına yönelik tepkinin üzerine örtüldüğü anlaşılıyor.

Partisinin kuruluşunun üzerinden henüz bir ay bile geçmeden Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, teklife “hayır” oyu vereceğini sosyal medya hesabından açıkladı. Bu tür tepkilerden de anlaşıldığı üzere Kürt sorunu, Yeni Parti’nin de Aşil topuğu olmaya devam ediyor. Yeni Parti, Kürt sorununda da zorlu bir sınavdan geçecek gibi görünüyor.

Özgür Özel’in yeni çözüm sürecinde göğüslemek zorunda kaldığı Kürt sorunu eksenli tartışma ve saflaşmaların ilki, TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yer alma kararı etrafında yaşandı. İkincisi ise DEM Parti’nin, daha doğru ifadeyle Kürt siyasetinin yoğun ısrarları sonucu, komisyonda yer alan Meclis’te grubu bulunan partilerden birer temsilciyle PKK lideri Abdullah Öcalan’ı dinlemeye gidecek heyete CHP’nin üye vermesi üzerine yaşandı. Bu karar parti içinde hafif bir gerilim yaratsa da esas kırılma DEM Parti ve Kürt siyaseti çevresinde ortaya çıktı. Özgür Özel, ilk tartışmayı olduğu gibi bu kırılmayı da krize dönüştürmeden aşmayı başardı.

Bu defaki sorun ise Yeni Parti açısından çok daha etkili sonuçlar doğurma potansiyeline sahip. Parti dışındaki Kürt karşıtı, Türk milliyetçisi siyasal aktörler, hukukçu kimlikli şahsiyetler, ulusalcı aydınlar ile muhalif yazılı ve görsel medya organları da devrede. Tepkileri köpürtmek için yoğun çaba harcıyor, Yeni Parti’nin kimliğini sorgulayan ve yönetimini hedef alan tutumlar sergiliyorlar.

Yeni Parti’yi CHP’nin geleneksel statükocu çizgisine çakmaya zorlayan bu çevreler, iktidarın yanlış tutumlarını kendilerine kalkan yapmaktan da sakınmıyor. Böylece Yeni Parti’nin politik inşası sürecinde farklılıklardan kaynaklanan tutumlarını adeta gölge boksuna dönüştürmeleri, hem Yeni Parti’nin hem de Türkiye’nin geleceğine zarar veriyor.

Bir önceki yazımda vurgulamaya çalıştığım gibi, Yeni Parti’nin bugünün Türkiye’sinin sorunlarına çözüm üreten politikalardan oluşan yeni politik zemininin berrak, anlaşılır ve öngörülebilir olmasını geciktiriyor, zorlaştırıyorlar. PKK’nin silahsızlanması fırsatını değerlendirmeden eski ezberlerle çeşitli gerekçelerle karşı çıkma ölümleri sürmesine odun taşımak olacaktır.

Daha da ötesi, AK Parti’nin yeni çözüm süreci bağlamında dün Özgür Özel CHP’sine, bugün ise Yeni Parti’ye açtığı siyasi çukuru önemsemeyen bir tavırla; eski statükocu, ulusalcı, Kürt karşıtı veya bölünme korkusuyla hareket ederek iktidarın planlarının hayata geçmesini kolaylaştırıyorlar.

İktidar dün CHP’yi,  bugün Yeni Parti’yi sürecin dışına itmeye çalışıyor Özgür Özel direniyor

Çerçeve yasada “demokratikleşmenin ve evrensel hukukun yer almamış olması” ya da iktidar partisinin güçlü otoriter yönetimine güç devşirmeye çalışması gerekçe olarak gösterilse de sonuç değişmiyor. AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Temmuz 2025 tarihli konuşmasında sürecin Cumhur İttifakı bileşenleri ile DEM Parti’nin katılımıyla yürütüleceğine yaptığı vurgu da tesadüf değildi.

İktidarın yeni çözüm sürecinde arzuladığı hedeflerden biri, Özgür Özel CHP’si ile DEM Parti seçmeninin arasına çomak sokmak ve “Türkiye İttifakı” veya “kent uzlaşısı” olarak adlandırılan yeni siyasi ittifak modellerinin etki gücünü kırmak olsa gerek.

Yasa teklifinin hazırlanma ve imza alma süreçlerinde Yeni Parti’ye yönelik dışlayıcı bir siyaset izlendiği de anlaşılıyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un teklifin bütün partilerin mutabakatıyla Meclis’e sunulacağı yönündeki sözlerinin mürekkebi kurumadan, teklif metninin Yeni Parti’ye iletilmesinden yarım saat sonra Meclis Başkanlığına verilmesi bunun göstergesi.  Günlerce üzerinde çalışılan teklif metninin ana muhalefet partisinden adeta yangından mal kaçırır gibi saklanması, Yeni Parti’nin hazırlık sürecinin dışında tutulmasının siyasal maliyetinin hesaplandığını gösteriyor. Bu akıl almaz ve yeni sürece dair kaygıları kamçılayan bir yaklaşım. Özgür Özel buna karşı da direnmeye çalışıyor.

Yasa teklifine EMEP ve TİP milletvekillerinden de imza istenmesi gözden kaçırılmayacak bir konu olarak bir kenara not etmek gerekiyor.

İktidar bir taşla iki kuş vurmanın hesabını yapıyor: Yeni Parti ile Kürt seçmeni birbirinden uzaklaştırmak ve parti içinde istikrarsızlığı ve güvensizliği derinleştirmek.

Özgür Özel ve Yeni Parti yönetiminin ise iktidarın planlarını boşa çıkarırken, CHP’nin siyasal geçmişinden dersler çıkaran, kendi içinde tutarlı, iktidarın tuzağına düşmeden Kürt sorununun çözümünde ısrarını sürdüren bir siyaset izlemeye özen gösterdiği görülüyor. Bu yaklaşım, yeni nesil siyasete ve örgüte kapı aralayabileceği gibi yeni çözüm sürecinin toplumsallaşmasına ve doğal rayına oturmasına da önemli katkı sunabilir. Yeni Parti’yi Türk siyasetinde kalıcı kılabilecek olan da bu yaklaşım olsa gerek. Yeni Parti karar verecek CHP devamı mı olacak yeni bir siyasal zemin mi üzerinde muhalefet partisi olacak. CHP’nin statükocu seçmenine teslim mi olacak, klasik seçmeni politik olarak dönüştürme mücadelesini mi sürdürecek.

Bunun kıymetini anlamayan veya kabullenmeyenler yalnızca Yeni Parti’nin ulusalcıları ve cumhuriyetçi Türk milliyetçileri değil; Kürt milliyetçileri ve kimi DEM Parti yöneticileri de aynı durumda. Son Adalet Komisyonu toplantısında iki parti yetkilileri arasında yaşanan yersiz gerilimin failinin DEM Partili olması, tam da iktidarın arzuladığı bir sonuç olsa gerek.

Not: bu yazı 11 Ağustos 2026’da https://yeniarayis.com/yazi/yeni-partinin-asil-topugu-kurt-sorunu-17560 yayınlandı.