AK Parti’nin iktidar hırsı ve siyasal irade gaspları seçimleri anlamsızlaştırıyor

“Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması yalnızca belediye başkanının parti değiştirmesi olarak değerlendirilmemelidir. İzmir’in CHP açısından taşıdığı tarih

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması, herhangi bir belediye başkanının veya milletvekilinin transferinden çok farklı anlam taşıyan ve çok boyutlu siyasal sonuçlar doğurabilecek bir katılım, siyasal kırılma anıdır.

CHP siyasal geleneğinin 28 yıldır güçlü olduğu, çok sayıda ilçe belediye başkanlığıyla büyükşehir belediye başkanlığını birlikte kazandığı, İktidar partisinin ise bu süre zarfında en güçlü adaylarıyla bile hiçbir biçimde siyasal sıçrama yapamadığı bir ilden söz ediliyor.

Cemil Tugay neden CHP’den istifa ettikten üç buçuk ay sonra iktidar partisi saflarına katıldı sorusu anlamlı kılanda bu durum olsa gerek. Tek başına ne yanlış aday belirlenmiş olması ne iktidarın baskı, tehditleri bu durumu izaha yetmez.

Türkiye yanlış bütüncül bir siyasal sorunun yarattığı büyük bir siyasal girdapla karşı karşıya.

Yukarıdaki sorunun doğru yanıtını bulabilmek için yaklaşık iki buçuk yıldır AK Parti’nin ana muhalefet partisine karşı izlediği politikaların stratejik anlamını değerlendirmek gerekiyor.

7 Haziran 2015 genel seçimlerinde AK Parti, tek başına hükümet kurma yeterliliğini seçmenden alamadığında yaşananları hatırlamak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, herhangi bir koalisyon hükümetinin kurulmasını bir biçimde engelledi. Ardından 1 Kasım 2015’te seçimlerin yenilenmesine karar verildi.

Seçmen iradesinin değişmesine yönelik siyasal süreç böylece yeniden şekillendirildi. Bu kararın arifesinde, yaklaşık iki yıl süren çözüm süreci sona erdirildi. Silahlı çatışmalar ve şiddet eylemleri yeniden gündeme geldi; güvenlik ve istikrar kaygıları toplumun temel gündemlerinden biri haline geldi.

Şiddet, çatışma ortamında AK Parti’nin kaybettiği oyların önemli bir bölümünü geri aldı ve yeniden tek başına hükümet kuracak sandalye sayısına ulaştı. Bu seçimler Türkiye için önemli bir dönüm noktası oldu.

İktidarın yenilmezlik algısı kırıldı

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ise iktidar partisi ikinci parti oldu ve tarihinin en büyük oy yenilgisini yaşadı.

AK Parti’den kopan seçmenlerin ve diğer muhalif seçmenlerin, 2023 seçimlerinin ardından yaşanan yenilginin yarattığı psikolojiyle ana muhalefet partisi etrafında toplanması, yerel seçimlerde iktidar açısından ağır bir sonuç doğururken CHP açısından büyük bir başarı ve umut yarattı. İktidarın yenilmezlik algısı kırıldı.

30 Ekim 2024’te Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden alınmasıyla başlayan süreçte yaşanan milletvekili, belediye başkanı ve belediye meclisi üyesi transferleri ile siyasi operasyonların, aynı stratejinin farklı taktik adımları olduğu yönünde değerlendirmeler yapılabilir.

Bu yaklaşımın temel hedefinin, Recep Tayyip Erdoğan’ın sandıktaki yenilgisini, yargı,  siyasi transferler gibi yöntemle ve yola telafi etmeye ve iktidarda kalmayı sağlamlaştırma taktik ve strateji geliştiriyor. .

Yerel seçimlerde ana muhalefetin başarısının, farklı toplumsal ve siyasal kesimleri bir araya getiren bir Türkiye ittifakı oluşturabilmesinde ve iktidar partisindeki çözülmenin hızlanmasında saklı olduğu gerçeğinden hareketle, iktidarda kalmayı ve mevcut yönetim biçimini sürdürmeyi amaçlayan taktiklerin hemen hemen bütün siyasal ve toplumsal alanlarda uygulandığı görülüyor.

Muhalefeti parçalama stratejisi

Bugün farklı muhalefet güçlerini birbirinden uzaklaştırmak, ana muhalefeti parçalamak  ve etkisizleştirmek amacıyla bütün siyasal araçların devreye soktu. Kabul etmek gerekir ki iktidar ve ortağı bu konuda önemli bir mesafe aldı.

Özellikle Mutlak Butlan kararı sonrasında ana muhalefet partisi içinde yaşanan ayrışma, CHP’li belediyelerle ilgili topluma yansıyan bazı şeyler  ve muhalefetin bileşenleri arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan soğuma ve dalgalanmalar, birbirinden uzaklaşmanın arttığına ilişkin bir kanaat oluşturuyor.

Aslında AK Parti ve Erdoğan, iktidarlarını korumak için neleri göze alabileceklerini, hükümet kurma yeterliliğini ilk kez kaybettikleri ve Kürt siyasal hareketinin önemli bir seçim başarısı elde ettiği 7 Haziran 2015 sonrasında uygulanan kayyım politikalarıyla da göstermişti.

Önce belediye eş başkanları görevden alındı ve yerlerine kayyımlar atandı. Sonraki aşamalarda belediye meclis üyeleri, daha sonra ise muhtarlar da bu uygulamaların kapsamına dâhil edildi.

Ana muhalefet partisi yöneticileri ise Cumhuriyet’in kurucu partisi oldukları gerekçesiyle Kürt siyasal hareketine yönelik uygulanan hukuksuz, keyfi ve demokratik açıdan tartışmalı uygulamaların kendilerine yöneltilemeyeceğini düşündüler.

Türkiye’nin geçirdiği siyasal rejim değişikliğini muhalefet yeterince içselleştirmedi ve iktidarla baş edebilecek, aynı zamanda toplumun farklı kesimlerini kucaklayacak  siyaset üretilmekte uzak.

Cemil Tugay yeni eşik

Bu nedenle Cemil Tugay’ın iktidar partisine katılımı, söz konusu stratejinin yeni bir eşiğinin aşılması anlamına gelebilir. Tugay, iktidar partisine katılım ile siyasal tabutunun çivilerini çaktı. Mevcut siyasal girdabın büyümesine katkı sundu.

Muhalefet saflarında sarsıcı bir etkisi olması beklenebilir. Muhalefet bunun şokunu kısa sürede atacak gibi görünmüyor.  İktidarın, ana muhalefeti en güçlü olduğu yerlerden birinde sarsmayı başardığı düşüncesini güçlendirebilir. Daha önemlisi, bir bütün olarak muhalefet saflarında çözülmeye ve zayıflamaya yol açabilecek yeni bir eşik oluşturabilir.

Cemil Tugay’ın aday yapılması süreci ve bunun gerçekleşme biçimi, hemen sonrasında parti genel merkezi ile belediye genel sekreterinin belirlenmesi konusunda yaşanan gerilim, sorunlar ve ardından ortaya çıkan bir dizi başka sorunun çözümünde yaşanan sıkıntılar, bugünün habercileriydi. . Ankara süreci yönetmekte başarılı olamadı.  Sorunlar büyüdü, ayrışma derinleşti. Kopuşun zemini oluştu.

Ana muhalefetin merkezinde duran Yeni Parti, yerel seçim adaylarını belirleme biçimini, elde edilen başarıyı ve buna bağlı olarak ana muhalefet partisinin stratejisini masaya yatırmak; özellikle yerel seçimlerde aday belirleme süreçlerine ilişkin samimi ve açık özeleştiriyi daha fazla ertelememelidir. Özgür Özel daha fazla mazeret üretmeye harcayacağı enerjisini aday belirleme sürecindeki yanlışları tekrarlanması önlemeyecek yeni yöntemlere harcamalı.

Bu yapılmadan, iktidarın seçmen iradesini sınırlayan, seçimleri değersizleştiren ve siyasal sistemi Erdoğan’ın iktidarda kalmasına göre şekillendiren güç ilişkileriyle baş etmenin imkân ve olanakları her geçen gün daha da zayıflayabilir. Parti devleti daha da yerleşir ve kurumsallaşır. Tek adam rejimi geri dönülmesi bir hal alır.

Burada yalnızca siyasetin tek tipleştirilmesi, merkezileştirilmesi ve değersizleştirilmesi söz konusu değildir. Seçimler ve seçmen iradesi de anlamsızlaştırılarak bir siyaset söz konusudur.

Bu nedenlerle Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması  yalnızca  belediye başkanının parti değiştirmesi olarak değerlendirilmemelidir. İzmir’in CHP açısından taşıdığı tarihsel ve siyasal anlam, 31 Mart 2024 seçimlerinin yarattığı toplumsal beklenti ve son iki yılda yaşanan gelişmeler birlikte ele alındığında, bu katılım yerli yerine oturtulacaktır.

Not: Bu yazı 09 Ekim 2026’da https://yeniarayis.com/yazi/ak-partinin-iktidar-hirsi-ve-siyasal-irade-gasplari-secimleri-anlamsizlastiriyor-31881 yayınlandı.