Süreç ve anayasa

Silahların bırakılması sürecinin Kürt hareketinin elini güçlendiren bir çizgide ilerlemesi, Kürt siyaseti ve demokratik muhalefet açısından önemli bir fırsattır. Kürt siyasetinin iktidar bloğunun siyasi kancalarından uzak durabilmesi ise büyük ölçüde demokratik muhalefetin Kürt sorunu ve çözüm süreci konularında ortaklaşma çabalarını geliştirmelerine ve kapasitesiyle doğrudan bağlı.”

Yeni çözüm sürecinde yeni anayasa iki nedenle sık sık gündeme geliyor. Kürt siyasal hareketinin temsilcileri, sürecin doğal bir gereği olarak anayasada yapılması gereken düzenlemelere dikkat çekiyor. İktidar çevreleri ise uzun süredir “12 Eylül Anayasası’ndan kurtulma” ve “sivil anayasa” söylemini gündemde tutuyor.

 

Ancak asıl sorun, neden yeni anayasa ve nasıl bir anayasa?

 

Salı günü DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Kürt siyasetçi Gültan Kışanak ve İmralı Sekretaryası üyesi Çetin Arkaş’ın Ankara’da basınla buluşmasında bu konu gündeme geldi.

 

Üç isim de anayasa tartışmasının cumhurbaşkanlığı seçimine sıkıştırılmaması ve bunun için zamana ihtiyaç olduğu görüşünü vurguladı.

 

Gültan Kışanak, anayasa konusunun kısa vadede gündeme geleceğini düşünmediğini söyledi. Meselenin cumhurbaşkanlığı seçimiyle doğrudan ilişkilendirilmesini “çok sığ, çok sıradan bir düşünce” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanlığı sorununun çözümü için başka yollar bulunduğunu belirtti.

 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da T24’te Şirin Payzın ve Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtlarken, bugüne kadar yapılan görüşmelerde “kimin seçileceği, kimin cumhurbaşkanı olacağı” konusunun tartışılmadığını, Abdullah Öcalan’ın da böyle bir gündeminin bulunmadığını söyledi.

 

Buna karşılık medyaya sızdırılan ve daha sonra yalanlanan İmralı görüşme notlarında Öcalan’ın yeni anayasa ve cumhurbaşkanının belirlenmesi konularına  değindiği görülüyor. Daha önce de benzer görüşler kamuoyuna aynı yöntemle yansıtılmıştı.

 

Öcalan’ın, Selahattin Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” söylemini eleştirdiği ve başkanlık sistemine kategorik olarak karşı olmadığı biliniyor.

 

Anayasa talebi, farklı hedefler

AK Parti ve MHP çevreleri de her fırsatta sivil anayasa ihtiyacından söz ediyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, son olarak “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un kabul edilmesinin ardından yeni anayasa konusunu yeniden gündeme getirdi ve Meclis aritmetiğinin buna uygun olduğunu söyledi.

 

Dolayısıyla Türkiye siyasetinde sorun, yeni anayasa ihtiyacının olup olmadığı değil. Nasıl bir anayasa yapılacağı ve hangi amaçla değiştirileceği konusunda yaşanıyor.

 

AK Parti ve MHP, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni daha fazla kurumsallaştırmayı ve güçlendirmeyi önceleyen bir yaklaşım sergiliyor. Yetkilerin merkezileştirilmesini ve mevcut yönetim biçiminin tahkim edilmesini savunuyor.

 

Başkanlık rejimine karşı çıkan muhalefetin bazı kesimleri ise yeni anayasayı rejim değişikliğinin aracı olarak görüyor ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşü savunuyor.

 

Kürtler, azınlıklar, ezilenler, kadınlar ve diğer dışlanan kesimler açısından ise anayasa; hak, hukuk, eşitlik ve çoğulculuk temelinde yeni bir siyasal düzen kurmanın aracı olarak görülüyor.

 

Ancak iktidar ortakları dışındaki siyasi ve toplumsal kesimlerin güçlü bir anayasa gündemi bulunmuyor. Bunun nedeni ihtiyaç duyulmaması değil, mevcut siyasi gündemin aciliyeti ve anayasa konusunda oluşan derin güvensizlik.

 

Derinleşen güvensizlik

İktidar bloğunun geçmişte anayasa meselesini araçsallaştırması ve mevcut anayasaya keyfi biçimde uymaması ciddi bir güven sorunu yarattı. Bugün de anayasanın mevcut otoriter yönetimi daha da güçlendirmek amacıyla gündeme getirildiği düşüncesi toplumun önemli bir bölümünü tedirgin ediyor.

 

Çoğunlukçu anlayışla, Meclis aritmetiğine dayanarak anayasa yapma yaklaşımı da muhalefetin çekincelerini artırıyor.

 

Türkiye’nin yeni anayasa tartışmasına girebilmesi için önce iktidarın ciddi bir “yol temizliği” yapması gerekiyor. Muhalifleri sabaha karşı evlerinde gözaltına alan, itirazı ve muhalefeti suç alanına iten bir yönetimin eliyle demokratik ve sivil anayasa yapılamaz.

 

Burada anayasayı kimin yaptığı kadar, hangi zihniyetle yaptığı önemlidir.

 

Kritik adım

 

Yeni çözüm sürecindeki en önemli endişelerden biri, anayasa ile cumhurbaşkanının yeniden seçilmesinin süreçle ilişkilendirilmesi ve müzakerenin parçası haline getirilmesi.

 

AK Parti-MHP ikilisinin Kürt sorununu hukuk ve siyaset zeminine taşıma, devlet içinde Kürtlere alan açma planı, Kürt siyasal hareketini mevcut otoriter yönetimin ortağı haline getirme riskini taşıyor. Böyle bir gelişme, demokratik Kürt mücadelesinde büyük bir kırılmaya ve Türkiye açısından tarihsel bir kayba yol açabilir.

 

Kürt siyasal hareketi, silahlı mücadele dönemini kapatmanın gereği olarak, otoriter yönetimi güçlendirecek ilişki ve arayışlardan uzak durmalı; demokratik siyaset alanını genişletmeye odaklanmalı.

 

Rejimin kalıcılaşmasına yol açacak yaklaşımlar kısa vadede sonuç verebilir. Ancak bunun bedelini yalnızca Kürtler değil, Türkiye’nin tamamı öder. Demokratik değişim ihtimali daha da zayıflar.

 

Yeni çözüm sürecinde, “sıkıştırılmış ve yalnızlaştırılmış” Kürt hareketinin Cumhur İttifakı ile anayasa konusunu ele almasının, otoriter yönetimi mükemmelleştirmenin ve ömrünü uzatmanın ötesinde, hak, hukuk ve demokrasi açısından bir sonuç üretmesi mümkün görünmüyor. Son süreçte yaşananlardan yeterince tecrübe edinildi.

 

Böylece yeni çözüm süreci, Kürt hareketinin demokratik muhtevasından uzaklaşmasını ve yeni müttefikler belirlemesini zorlayacak bir biçimde gelişecektir.

 

Muhalefet için fırsat

Silahların bırakılması sürecinin Kürt hareketinin elini güçlendiren bir çizgide ilerlemesi, Kürt siyaseti ve demokratik muhalefet açısından önemli bir fırsattır.

 

Kürt siyasetinin iktidar bloğunun siyasi kancalarından uzak durabilmesi ise büyük ölçüde demokratik muhalefetin Kürt sorunu ve çözüm süreci konularında  ortaklaşma çabalarını geliştirmelerine  ve kapasitesiyle doğrudan  bağlı.

 

Sonuçta mesele yeni bir anayasa yapmakta değil. Sorun, Türkiye’nin nasıl bir rejimde yaşayacağına karar vermektir. Ve Mevcut rejimin toplumsal ve siyasal yıkımını nasıl telafi edilecektir

 

Not. Bu yazı ilk 28 Ağustos  2026’da https://yeniarayis.com/yazi/surec-anayasa-anayasa-19655 yayınlandı.