Batıcı Millî Görüşçü

 

AKP’nin çeşitli politikalarını, uygulamalarını ve yaklaşımlarını eleştirdiği için partisinden istifa etmek zorunda kalan İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun pazartesi günü Karar Gazetesi’ne çıkan uzun röportajı dikkat çekiciydi.

 

Gazetenin yazarları Ahmet Taşgetiren, Yıldıray Oğur ve Elif Çakır üçlüsü Yeneroğlu’nun hayat serüvenine odaklanmış. Ama röportajda milli görüş geleneğinin çelişki, çatışma ve handikaplarına dair çok sayıda örnekler var.

 

Röportajın sunumunda ve sorularında muhafazakar kesimde AKP rahatsızlığına çare arayışının izleri var. Ancak bir derde deva olacak gibi görünmüyor. Eklettik, sınırlı bir yaklaşım söz konusu.

Bayburtlu, fazlasıyla muhafazakar bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da büyümüş, eğitim almış, akademik çalışma yapmış, siyasetle uğraşmış Yeneroğlu, 16 yaşında Alman Sosyal Demokrat Partiye üye olmuş. Sosyal liberal düşünen bir genç olarak Helmut Schmidt’i çok beğenirmiş. Willy Brandt’in Yahudi soykırımı anıtının önünde diz çökmesini çok etkileyici bulmuş. Fazlasıyla ilginç bir siyasal serüven.

 

Yeşillerin Alman milliyetçiliğini yerden yere vurmasını, çoğulcu toplum düzenini savunmasının da övgüyle söz ediyor. Almanya’da hukuk eğitimi almış, kariyer yapmış. 17 yaşında Millî Görüş Teşkilatı MKYK üyesi olmuş. 2011 yılında AKP’den yapılan milletvekilliği teklifi çalışmaları nedeniyle kabul etmiyor ama 7 Haziran 2015 tarihinde İstanbul Milletvekili oluyor. 2019 Ekim ayında istifa ettiriliyor.

 

Mustafa Yeneroğlu, ilk defa 2017’nin Nisan ayında Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olarak Van Gevaş’ta mantar toplayan köylülere işkence iddiaları için suç duyurusunda bulunması ile dikkatleri çeken bir milletvekili. Daha sonraki süreçte benzer tutumlarını bir çok kez kamuoyu ile paylaştı.

Türkiye, parti değiştiren ve emekli olan asker veya sivil bürokratların geçmişe yönelik çok sert eleştirilerine hatta yer yer itiraflarına alışkın. Bu kez böyle değil.

 

Mustafa Yeneroğlu röportajında “geç de olsa kral çıplak” deme cesareti göstermiş. Millî görüş geleneğine bağlı bir insan olarak radikal, sarsıcı eleştiriler yapıyor.

 

Bir anlamda Batı normlarında yetişmiş, eğitimli ve akademik çalışma yapmış birinin, Türkiye muhafazakârlığıyla, milliyetçiliğiyle ve evrensel değerlerden uzak çelişkili siyasal hayatını anlatmış.

 

Yeneroğlu, milli görüşü, evrensel insan hakları kriterleri, hukuk normları, insani etik değerler ekseninde muhasebe yapmaya çalışmış.

 

Yapmış olduğu değerlendirmeler önemli, fakat derinleştirilmesine ve bir bütünsellikle ele alınma alınmasına ihtiyaç var.

 

Yeneroğlu röportajına dair eleştirime gelince; ‘’…İslam fıkhına hakim olan otoriteye kayıtsız biatın Müslümanların düşünce dünyalarına hakim olması ve hukukun üstünlüğünün yerine geçirilmesi bence en temel sorunlarımızdan birisi. … “Aleviler olduğunda ne deniliyor, “Bunlar Alisiz Aleviliği savunuyor”. Öyle veya değil, fakat demokratik hukuk devleti bir inanca mensup olan insanların inancını sorgulayamaz, tartışamaz, belirleyemez, beyanı esas alır ve özgürlüğünü temin eder.” …… “Müslüman ahlakına göre doğru mu söylüyor, yanlış mı söylüyor hususu sorgulanmadan” diyor. Çelişkili değerlendirmeler yapıyor.

 

Batıcı milli görüş kimliğini aşamadığı için tutarlılığı olmayan siyasal önermelerle sınırlı bir yaklaşım sergiliyor.

 

Kendi içinde belli bir bütünlüğü olan değerlendirme ve öneriler Türkiye’nin siyasal krizini aşmada manivela görevi görebilecek bir kapsamda değil.

 

Mustafa Yeneroğlu’nun ifade ettikleri AKP’den kopanların kuracağı yeni partilerin sınırlarına ilişkin de bir işaret.