Her Koşulda, Her Yerde, Her Zaman, Herkes İçin Barış

Her Koşulda, Her Yerde, Her Zaman, Herkes İçin Barış

Zeytin Dalı Operasyona karşı çıkan ülkenin bir grup yazarına, akademisyenine, sanatçısına karşı devletin tepesindeki kişi “hainler, adiler, ahlaksızlar” diye höykürüyorsa; memleketin en saygın meslek örgütlerinden TTB hakkında, İçişleri Bakanı “…halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek” iddiasıyla suç duyurusunda bulunuyorsa ve sabaha karşı 11 yönetici gözaltına alınıyorsa;  350 yurttaş, sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanmışsa ülkede savaş halinin olduğunu gizlemeniz imkansızlaşır.

Hele de bunlar, 15 yıl önce Meclis’inde yeteri desteği görmediği için savaş tezkeresini geçiremeyen bir ülkede oluyor ise, hiçbir baskı, hiçbir güvenlik tedbir o ülke insanlarının barış istemine ket vuramaz.

1 Mart 2003 tarihinde Meclis’te kabul edilmeyen tezkereden söz ediyorum.

Türkiye’nin 15 yılda nereden nereye geldiğini iyi ve doğru anlamak için, 1 Mart tezkeresi öncesi ve sonrası yaşananlarla bugün yaşadıklarımızı karşılaştırmak gerekiyor.

O dönem tezkerenin Meclis’ten geçmesini isteyenler, bugün milli ittifak içindeler.

Dönemim AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, tezkerenin geçmesi için gece gündüz çalıştığı ve Irak’ın işgaline hazırlanan ABD yönetimine bu konuda söz verdiği biliniyor.

MHP, BBP, Doğu Perinçek ekibi ve Ergenekoncular   Türkiye’nin ABD ve İngiltere ile birlikte davranmasını Irak’ın İşgalinde yer almasını istediler.

MHP, BBP, Doğu Perinçek ve Ergenekoncu ekibi  PKK’nin  Irak topraklarında süpürülmesini ve savaş sonrası Irak’ta Türkiye’yi rahatsız edecek/ tehdit edecek  muhtemel gelişmelerin önünü kesmek için sahada ve masada olmak gerektiğini savundular.  Irak’ta   her hangi bir Kürt oluşumunun gelişmesi büyük bir tehdit olarak görülüyordu.

Ayrıca bazı liberal aydınlar da savaşa Türkiye’nin dahil olmasını istiyorlardı.  Ama liberallerin diğerlerinden farklı gerekçe sunuyorlardı.

Liberaller “ABD’nin Ortadoğu’ya demokrasi getireceği   tezinden hareketle, Turgut Özal’ın “bir koyup üç alma” politikasını ve bölge gücü olmanın fırsatını kaçırmamayı savundular.

2003 yılında, Ortadoğu gerçekliği ile ilgisi olmayan tezlere karşı çıkarak barışı savunanların oluşturduğu, Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonunda birlikte yer aldığımız, ülkenin bütün şehirlerinde ortak mitingler yaptığımız, savaşa hayır sloganlarıyla sokakları arşınladığımız birçok sivil toplum örgütü ve siyasi parti, yazar ve aydın bugün milli birlik cephesinde bir aradalar. Ana muhalefet partisi de aynı koroda dahil oldu.  Bu yol doğru yol değil, bu yolun geleceği yok diye itiraz edenleri hep birlikte vatan haini ilan ediyorlar. Barış savunucularına dönük büyük cadı avı başlatıldı.

Dün TBMM’de partisinin grup toplantısında kürsüsünü savaş karşıtlarının sözcülerine açan, barış çağrısı yapmasına müsamaha gösteren siyasal irade, bugün, Ergenekoncularının dillendirdiği “ beka sorununun”   hararetli sözcülüğünü yapıyor.

Dün de bugün de” her şeye rağmen, her zaman, her yerde barış diyenlere karşı büyük cadı avı başlattılar. Sadece bu bile Türkiye’nin siyasal ve sosyal  olarak, savrulduğu/ sürüklendiği yeri, çıkmazı göstermeye yetiyor. Siyasetin, sivil toplum çalışmalarının ne derece evrensel değerlerde uzaklaştığı görülüyor.

15 yıl, ülke ve siyasi parti tarihi bakımından kısa bir süre hiç değil. Ancak ülkemizin içinde yer aldığı kaotik, kaygan bölgede, kimin eli, kimin cebinde olduğunu kestirmenin zor olduğu ülkemizde, iktidar partisinin bu derece büyük bir değişiklik yaşaması ve tam ters yöne gitmesi, yolun sonunun ülke için, yurttaşlar için hayırlı olmayacağı çok açık değil mi?

Dünyada bugüne kadar kendisine destek olmayan, itiraz eden, farklı düşünen aydınları, yazarları, sanatçıları, barış isteyenleri düşman ilan ederek siyasi hedeflerine ulaşan ülke yöneticisi olmadı.  Ülkeyi zindana, kentleri mezarlığa çevirmenin sonu hep karanlık olmuştur.

Buradan, ilk tanıdığım günden itibaren hayatını bu ülkenin barışı için yaşayan, Kürt sorununun mağduru, tanığı sevgili dostum İshak’a, birlikte kurduğumuz Barış Vakfı’nın  Genel Kurulu’nu pazar günü  gerçekleştirdiğimizi  ve sevgilerimi iletiyorum.