Roboski Türkiye’nin Vicdanı, devletin yüzkarası

Tükenmez Dergisi Kasım 2012

Toplumlarda unutmamak, hatalarla yüzleşmek geleceğinin inşasının çimentosudur. Geçmişle yüzleşmenin derinliğive kapsamı eskiden arınmanın veya eskiyiaşmanın derinliğiyle paralellik arz eder.

Türkiye’nin geleceği, Kürt sorununda alınan yola göbekten bağlıdır. Kürt sorununda nasıl ve ne kadar yol aldığımız ise devletin Kürtlere yaşattığı acıları hafızlarda canlı tutmayla ve gerçeklerin aydınlanmasıyla doğru orantılıdır. Adil ve onurlu bir geleceğin kurulması geçmişle ve hatalarla yüzleşme cesareti göstermekle olabilir. Gerçekler gizlenerek, suçların üzeriörtülerek ve adaletsizliğin kol gezdiği koşullarda acıların kabuk bağlaması da,  adil ve onurlu bir barışa ulaşmakta imkânsızdır.

Türkiye geçmişle yüzleşmekten korktuğu için sorunlarını çözmedesürekli tökezliyor ve barışa ulaşamıyor.  Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağır’ın ifade ettiği gibi “çekilecek bir tuğlanın bütün sistemi çökerteceğinden korkulduğu için  hiçbir katliamın, hiçbir faili beli cinayetin suçlularını açığa çıkarılma cesareti gösterilemiyor.

Roboski katliamı da bunlardan biri olarak tarihin tozlu raflarında yerini aldı. Vurun emrini veren belli, emri yerine getirenler belli. Devlet, katliamının sorumlularını gizlemek için 11 ay önce TBMM’de araştırma komisyonları kuruldu, mağdurları tazminat ile satın almaya çalıştı, bin bir yalana ve iftiraya başvuruldu ama nafile. Her şey ayan beyan orta yerde duruyor. Devlet dünün korucu köyünün delikanlılarını, gençlerini ve çocuklarını yeni savaş konseptinin gereği olarak Kürtleri hizaya çekmek için imha etti.

28 Aralık gecesi Roboski’de 34 Kürt vatandaşın katledilmesi son yılların en büyük toplumsal fay kırılması oldu.  F16 savaş uçaklarının Güney Kürdistan’da,  Türklerin tabiriyle kaçakçılıktan dönen, Kürtlerin tabiriyle ticaretten dönenKürtlerin başlarını, kollarını, bacaklarınıbedenlerinden ayırarak paramparçaetmesi, tamiri imkânsız sonuçlara yol açtı. Katliamı Başbakan ve yetkililerindevlet olmanın kibiri ile “operasyon hatası”  olarak tanımlaması ise alenen suçluların gizlenmesinin ilanı oldu. 11 aydır tek bir suçlunun ortaya çıkarılmaması ve dava açılmamış olması  “operasyon hatası”  tanımının doğal sonucu olsa gerek. Komşunun 34  tavuğunu yanlışlıkla öldürene bir müeyyide  uygulanır.  Roboskide bütün dünya Kürt öldürmenin müeyyidesinin olmadığını  gördü.

Roboski katliamı, Fırat’ın doğusuyla batısının kopuş süreci yaşadığını göstermesi bakımından önemli bir eşik oldu. Kürtler iki gün önce gömdüğü evlatlarına ağlarken,  Ankara, İstanbul şaşalı, havaiyi fişekli  yeni yıl kutlaması yaptı. Ölen 34 Kürt değil de, asker olsaydı ya da her hangi bir doğal felaket sonucu batıda 34 insan ölmüş olsaydı, Türkiye’de resmi yas ilan edilirdi. Kürtlerin yasının Türkiye’nin yası olamaması, ruhen bölünme yolunda olduğumuzun göstergesidir.

Ama bir başka gerçek daha var. Katliamdan çok değil sekiz ay sonra Roboski’li aileler yayınladıkları bildiri ile bütün Türkiye’ye insanlık dersi verdiler. Nasıl barışın ve vicdanın sesi olduklarını gösterdiler. Aileler bildiride Gaziantep’te patlatılan bombanın yol açtığı katliamı ve Uludere yolunda araçları devrilen askerleri kurtarmalarını değerlendiriyorlar.

Roboski katliamıyla devlet Uluderelileri bir daha kazanamamak üzere kaybetti ama  Roboskili aileler bütün Türkiye’yi kazandı. Bunun en güzel göstergesi Roboskili aileleri katliamdan sekiz ay sonra Karadeniz’den başsağlığı ziyaretine gelen kurtardıkları asker aileleridir.

Medya büyük günahın büyük ortağı

Hükümet bu vahşetin üzerini ilk gününden itibaren örtmeye çalıştı. Medya hükümetle işbirliği içinde tarihin en büyük günahlarından birini daha işlediler. Bir kaçı dışındaki tüm medya organları katliamı duyurmak için devletin resmi açıklamasını bekledi.  Neredeyse Türk medyası katliamı dünyada okuyucularına en son duyuran medya oldu.Katliama, katliam demeye de  cesaret edemeden.

Medya konunun aydınlanmasına dönük her türden çabayı ve Roboski mağdurlarının çığlıklarını adeta sessizleştirmeyi görev bildi. Roboski katliamı, köşe yazarlarının makaleleri dışında medyada dahaçokyetkililerinve Başbakanın mağdurları suçlayan, aşağılayan ve sucun üstünü örten açıklamaları biçimde yer aldı. Hükümet bülteni gibi yayın yaptı. Türk medyası, Roboski’de barışın, adaletin,  insan haklarının, hukukun ama her şeyden de çok vicdanın karşısında konumladığını gösterdi.

Roboski Türkiye’de barışın oldukça çetin ve zahmetli olduğunu gösterdi. Roboski aileleri de barış için vicdanlı olmanın olmazsa olmaz olduğunu gösterdiler.

78 ‘liler