Seçim sonrası CHP’de  yeni Kapışma

CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen, Abant toplantısının ardından ANKA’ya yaptığı değerelendiremede,  toplantıda “şimdiye kadar savunduğumuz temel ilklerde sapma var mı yok mu? Bu tartışıldı.”  Toplantı sonuç bildirgesinde de yer alan “Parti ilkelerine bağlı kalınacaksa o zaman mesele yok.” Diyen Öymen, açıklamasında partinin  toplantıda son dönemde izlediği politikadan  ve söyleminden duydukları rahatsızlığı dillendirdikleri açıkladı.  ( Bakın gazeteyol politika bölümündeki: “Öymen:İlkeleriniz yoksa siyaset yapmayacaksızın” haberine)

Kemal Kılıçtaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olmasından sonra, CHP’de yaşanan kıpırtanmadan duyulan rahatszılığı  ilk kez Öymen dile getirmedi. Kılıçtaroğlu’nun birçok yerde yaptığı konuşma ya da açıklamadan  sonra çoğu kez parti sözcüleri veya yetkilileri, söylenenin ne anlama geldiği ifade eden açıklama yaptılar.

Anlaşılan Kılıçtaroğlu’nun, CHP eski  Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, rijit, itici üslüpla “cumhuriyet  savunuculuğu ve yaşam tarzı üzerinden sürdürdüğü anamuhalefet çizgisi” yerine geliştirmeye çalıştığı içeriği çok farklı olmayan yeni dil ve  “yeni muhalefet çizgisi”, CHP’de ciddi  kaygıya veya tepkiye yol açıtığı anlaşıyor.

Kemal Kılıçtaroğlu’nun,  AKP lideri R. Tayyip Erdoğan’dan rol kapmak üzere yaptığı  atraksuyonlar ve çıkışlar, sadece Başbakanı telaşlandırmamış, eski parti yöneticilerini de  ciddi telaşlandırıyor.

Bu telaş, anlaşılabilir bir telaş.  CHP’nin eski kulağı kesikleri Kılıçtaroğlu’nun çıkışları sonrasında ”ne oluyoruz” sorusunu yüksek sesle kendilerine sormaya başladılar. Çünkü Kılıçtaroğlu’nun yaptığı çıkışlar çok daha geniş kesimlerin ilgisine çoktan mashar oldu. Deniz Baykal ve arkadaşları, her gecen günün kendi alehlerine işlediğini düşünüyor olsalarki telaş içine girmişler.

Özellikle referandum sürecinde geliştirdiği atraksonlar,  her ne kadar içi boş olsa da gözlerin CHP’ye  çevrilmesine yol açtı. Kılıçtaroğlu’nun, Kürt Sorunu’na ilişkin peş peş yaptığı,  genel af, yüzde 10 seçim barajı, Kürtlerle diyalog ve general Mustafa Muğlalı çıkışlar ve kısa süre önce yaptığı anayasa ve türban açıklamaları Deniz Baykal döneminden kalma CHP ezberinin sorgulanmasının kapısını araladı.

Herşeyden önce bu tırnak içersindeki değişimin nedeni ne olursa olsun, toplumda bir parçada olsa uzun süredir yaşanan gerilim atmösferinin temizlenmesinde pozitif bir işlev gördüğünü atlamamak gerek..

Bu bakımda siyasal duruşlarda daha sahici bir ayrışma ve saflaşmanın önünü açma katkı sunmakta. Deniz Baykal’ın toplumu zehirleyen siyasal yaklaşımının yumuşamasına yol açtığı bir gerçek.

Bu durumu  binbir çeşit ifade etmek mümkün ama bu hiç bir biçimde CHP siyasetinden köklü değişime yol açacak bir gelişme değildir. Aksine CHP’nin geleneksel politikalarının yeni ambalajla sunulmasıdır.

Ancak anlaşılan Öymen ve saz arkadaşları bu ambalaj değişimine bile rıza göstermek istemiyorlar.

Herşeyin eski tas,  eski hamam olmasını istiyorlar.

O zaman neden yönetim değiştirildiği, neden Öymen gibiler yönetim dışına atıldılar sorusu akla geliyor.

Abant toplantısı sonuç bildirgesinde “ilkeriden taviz yok” vurugusu yaparak Kılıçtaroğlu ve arkadaşları,  değişen bir şey yok diyerek parti içindeki muhalifleri yani Baykal ekibini mi yoksa CHP’de değişim  beklensi içende olanları mı oyalamaya çalışıyor önümüzdeki günlerde daha net görülecek.

Parlemento açıldığından herkes CHP’nin değişme potansiyelini  daha iyi anlayacak. Ak koyun, kara koyun bir kez daha görülecek.

Kılıçtaroğlu bu iki parti hayatını uzun süre sürdürmesi mümkün değil. Siyasetin doğasına aykırı. Köklü değişime dair ciddi emare yok. Seçim sonrası CHP’de büyük kapışma yaşanacağa dair işaretler oldukça fazla.

İlk sıvanda, tezkere oylamasında CHP yine sınıfta çaktı. AKP, MHP ile birlikte sınırdışına  askeri operasyon yapılmasına evet dedi.

13 Aralık 2010