Demokrasi cephesi

Türkiye’de siyaset çeşitli konular etrafında hızlı bir biçimde keskin saflaşma yaşıyor. Her gün biraz daha keskinleşen egemenler arası iktidar savaşı bütün üryanlığıyla toplumun gözleri önünde sürüyor.

Toplumun seyrettiğine müdahale edecek takati yok. Kayıkçı dövüşünde futbol takımı tutar gibi saf tutmaktan yorulmuş vaziyet.

Sol muhalefetin etkisizliği, sorunların katmerleşmesine, kronikleşmesine yol açıyor. Solun, devrimci muhalefetin, siyasette etkin güç olma çabaları bir istisna ile hep başarısızlıkla sonuçlandı. Son genel seçim ve yerel seçim solun sınırlarını gözler önüne serdi.

İstisnayı ise Kürt hareketi oluşturuyor. 30 yıl içinde Kürt gerçeğinin tanınmasını sağlayan etkili bir mücadele, Kürt toplumunu dönüştürücü sosyalliğe ve kitleselliğe ulaştıran tek siyasal özne oldu.

Ancak Kürt hareketi de kendi sınırına dayandı. Son dönemde bu durumu aşmak için solu da kapsayan proje geliştirdi. Ancak bunlardan istenen sonuç elde edilemedi.

Barış ve Demokrasi Partisi bugüne kadarki deneylerden çıkardığı derslerle, toplumsal sorunlara müdahale edebilecek, yön verebilecek ve sonucunu değiştirebilecek bir gücü açığa çıkarmak için geniş bir ‘demokrasi cephesini’ örmek için çalışma başlattı.

Son yıllarda sol ve devrimci muhalif güçler, birçok platform oluşturdular. Ama bunların hiç- birinin etkili olduğunu söyleyemeyiz. Bunun nedenlerinin en önemlisi sol ve devrimci muhalefet güçlerinin kendi sosyal ve doğal zeminlerinden tamamen kopmuş olmalardır. En az bunun kadar önemli olan ise artık bu türden bir araya gelişlerin ciddiyetini yitirmiş olmasıdır. BDP adına cephe çalışmalarını yürüten Sayın Tuncer Bakırhan, bu durumu bir söyleşisinde ‘solda güven sorunu var’ diye tanımlamıştır.

Bu güven sorununun, dergi köşelerinde veya masa başlarında yürütülen tartışmalarla aşılamayacağını bilen solun, programatik zemini tanımlanmış mümkün olan en geniş kesimlerle demokrasi cephesi örgütlenmesi şu an en akıllıca yoldur.

Çatı partisi deneyiminden doğru dersler çıkarılabildiği ölçüde önerilerle cephenin inşası kolaylaşacaktır. Bu nedenle daha öneri köşeli hale gelmeden uzaktan izlemeye çalıştığım çatı partisi deneyiminden çıkardığım sonuçların bir kısmını eğip, bükmeden paylaşmak istiyorum.

Her şeyden önce birbirine yakın siyasal ve toplumsal güçler arasında bir eylem birliği oluşturulmadığının bilinci ve sorumluğuyla hareket edilmedir. Kürt hareketi dışındaki siyasal güçlerin karşılıklarının artık tarihsel birer vaka olduğu unutulmamalıdır.

Bazı sol grup ve örgütler, kendilerini Fırat’ın batısının temsilcisi, BDP’yi de doğusunun temsilcisi sanmaktan kurtulmalılar. Bunlar, Fırat’ın batısında bile BDP kadar toplumsal karşılıkların olmadığını kendilerine itiraf etmeliler. Bunun farkında olmayanlar, işi Kürt hareketinin batıda işçi sınıfıyla buluşması için kendilerinin önünü açmasını istemeye veya sırf isimlerinden dolayı işçi sınıfının temsilcisi olarak kabul görmeyi istemeye vardırabiliyorlar. Herkes cephede başkalarını eğitmeye değil, kendini eğitmek için yer almalıdır.

Başka bir önemli nokta ise kurulmak istenen demokrasi cephesi olduğuna göre bunun içine girebilecek unsurları belirleyecek, üzerinde anlaşılacak asgari demokrasi, eşitlik ve özgürlük talepleridir. Programatik eylem birliği cephesi oluşturmakla, savaş, ırkçılık, ayrımcılık gibi tekil konular etrafında ortak duruş veya tutum takınmayı birbirine karıştırmamak gerek. Net olmayan programatik zeminlerin sinerji açığa çıkarmadığını son anayasa mitingi gösterdi. Güçlü demokrasi cephesi tutarlı demokratik talepler ekseninde oluşabilir. Amorf birliktelikler siyasal düzleme taşınamazlar. Amorf yapılar tekil konular etrafında belirli duyarlığı görünür kılabilirler ama ötesi olamaz.

Son bir nokta ise cepheyi temsil gücü olan kurumlar oluşturmalıdır. Sendikaları, partileri, demokratik kitle örgütlerini ve bireyleri tek bir formatta bir araya getirmenin ne derece işlevli olduğu çatı partisinde yaşandı. Bireyleri hiçleştiren bir yöntemden uzak durulmalıdır.

Bütün bu ve buna benzer sorunlar ortak masada birlikte tartışılarak aşılabilir. Önce binbir kaygıyla ve hesapla bahane üretmeyi ve önerinin geldiği adrese bakarak karar vermeyi terk etmek gerek. Tartışmaları verimli hale getirmek için BDP’nin önerisini biraz daha belirginleştirmesi gerekiyor. Her katılımcının başka anlam yüklediği projelerden sonuç alınamadığını çatı örneğinde gördük. Sol bu öneri üzerine ciddiyetle düşünmelidir. Kendi içindeki tek sosyal ve toplumsal harekete mesafeli durarak sol olunmaz.

16 Nisan 2010