Silahlarınız Sussun!    

25 Mayıs 205

Kürt sorunun çözümünde bir tıkma dönemi yaşıyoruz, bölgede yeniden başlayan çatışmalar “ son beş yıl boşa mı geçti?” dedirtiyor insana. Şimdi Barış güçlerine büyük görevler düşüyor.

Son günlerde, Kürt sorunu yine siyaset gündeminin başköşesinde yerini almaya başladı. Buna yol açan gelişmelerin başında AB sürecinde yapılan kimi değişikliler karşısında geliştirilen milliyetçi ve ulusalcı tepkiler, Irak’ta Kürt’lerin devlet başkanına sahip olmaları ve Kürtlerin Ortadoğu’da elde ettikleri pozisyon gelmektedir.  Buna ek olarak da Newroz’da Abdullah Öcalan tarafından ortaya atılan demokratik Konfederalizm önerisi ve gecen hafta sonu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Abdullah Öcalan’ın yargılanmasına ilişkin ‘adil yargılama yapılmamıştır’  kararı ile yeniden yargılanmanın önünü açmış olması Kürt sorunu merkez tartışma konularından bir haline getirdi.

Bu soruların yanıtını verebilmek için sürecin temel karakterini belirleyen bazı gelişmeler konusunda ortak değerlendirmelere sahip olmakta büyük yarar vardır.

1999 yılında Abdullah Öcalan savunmasında Kürt sorunun çözümünün artık silahlı mücadele ile ayrı bir Kürt devleti kurma amacıyla başarıya ulaşma şansının olmadığını bütün dünyaya âleme duyurdu. ‘Demokratik Cumhuriyet’ tezini ortaya atarak Kürt hareketinde yeni bir dönemi başlattı.  Tek taraflı ateşkes ilan edilmesi ile kamuoyunda, devletin sorunun çözümü doğrultusunda ciddi adımlar atması beklentisi oluştu.

 

Ancak kimi iyileşmelere gidilmesine ve düzenlemeler yapılmasına rağmen bugüne kadar bu beklentilere yanıt verecek ve sorunun kalıcı çözümünü sağlayacak adımlar atılmadı.  PKK ve Öcalan ise bir taraftan yeni yönelimleri “Demokratik Cumhuriyet” konusunda kamuoyunu ikna etmeye; bunun Öcalan’ın konumuyla bağlantılı taktik bir adım olmadığını kanıtlamaya çalışken diğer taraftan da sık sık yeni taktikler geliştirilerek kafaların karışmasına yol açtı. Örneğin çok sık PKK’nın ismi değiştirildi, yeni örgütlenmeler yaratıldı, tek taraflı ateşkes süreci ilan edilip kaldırıldı.

 

Konfederalizm Önerisi

En son Türkiye, Suriye, Iran ve Irak Kürtlerini kapsayan Demokratik Konfederalizm önerisi yapıldı. Kafaları en fazla karıştıran ve en fazla tepki yaratanda bu son öneri oldu.  Bütün bunlar aslında sorunun daha karmaşık hal almasına neden oldu. Çünkü çözüm için yakalanması gereken temel halkanın ne olduğunu tam olarak belirlenememekte ve Kürt sorunun adil, eşit ve demokratik çözümünden yana olan  (zaten oldukça zayıf olan ) barış güçlerinin ortak talep etrafından bileşmesini güçleştirmektedir.

 

AKP hükümeti geliştirilmeye çalışılan sürece ve atılan adımlara olumlu yanıt vermeyerek yeni çatışma ortamının doğmasının da önüne geçemiyor.

 

Kanımca yapılması gereken 1999 stratejisinin kavranmasına, başarıya ulaşmasına uygun taktik ve taleplerin gündeme alınması ve bunun etrafında bütün barış güçlerin toplanmasını sağlamaktır.

 

Ne Yapmalı

 

1999’ da ilan edilen Demokratik Cumhuriyet ve bugün Kürt sorunun çözümüne giden yolda birincil olarak aşılması gereken sorun silahlı güçlerin silahsızlandırılması olmak durumundadır.  Bunun bugüne kadar olduğu gibi medanet yasalarıyla olanaksızlığı son çıkarılan yasayla da bir kez daha orta çıkmıştır. Bu insanların demokratik yaşama dâhil edilmesini merkezine koymayan hiçbir önerinin sorunun çözümüne önemli katkı sunması mümkün değildir.  Silahlı güçler varlıklarını sürdürdükleri sürece her an yeni çatışmanın olma olasılığı yüksektir. Bu acıdan bugün acil ve en önemli sorun bu durumun ortadan kaldırılması için geliştirilecek talebin belirlenmesi ve bu doğrultuda mücadelenin geliştirilmesidir. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve bir dizi sorunun çözümü açısından kilit role sahip Kürt sorununda izlenmesi gereken siyasette veya çözülmesi gereken temel sorunda burada gizlidir. Devletin bu güne kadar izlediği siyasetle bu sorunun çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığı gün gibi ortadır. Bu nedenle bu politikada ısrar etmek çatışmaların yaygınlaşmasına, ölümlerin çoğalmasına ısrar etmekten ve zaman kaybetmekten başka bir anlama gelmemektedir.

 

Bu acıdan Kürt sorununda çözüm sürecine girilebilmesi için bütün tarafların her şeyden önce bu sorunun çözümü konusunda ısrarlı olması gerekmektedir. Bu nedenle AİHM kararı ile başlayan yeni süreçte geliştirilmesi gereken siyaset ya da temel talep “gerillanın silah bırakarak demokratik yaşama katılmasının koşullarının yaratılması”  olmalıdır. Eğer buna yanıt üretilemezse hiç kuşkusuz bugün bölgede başlayan operasyonlar ve çatışmalar her gecen gün yaygınlaşacaktır.

 

Kürt hareketi yeni taktiksel adımlar geliştirirken bu durumu dikkate alarak süreci daha karmaşıklaştırıcı bir yol izlemek yerine 1999’da ilan edilen stratejiye uygun politikalar geliştirmelidir. Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanması sürecide buna hizmet eden bir tarzda değerlendirilmek durumundadır.

 

Siyasal İrade Şart

 

Son dönemde geliştirilen taktik adımlar sorunun düğüm noktasının geriye itilmesine ya da tartışma zeminin farklılaşmasına yol açmıştır. Açık ki 1999’da ortaya atılan Demokratik Cumhuriyet projesi önerisi ile Demokratik Konfederalizm fikri arasındaki ilişki anlaşılır kılınamamıştır. Aksine bu öneri geniş bir kesim tarafından 1999’da ilan edilen stratejiden uzaklaşma olarak algılanmıştır. Bu önermenin taşıdığı bütün handikaplar bir tarafa bırakılsa bile sorunun çözümündeki anahtar konuyu masadan kaldırır görünmesi nedeniyle de olsa problemlidir.

Her kim ki Kürt sorunun çözümünden yana bir siyasal irade göstermek amacını güdüyorsa önce hiçbir ayrımcılığı kabul etmeden herkesin demokratik yaşama ve siyasete katılımının önünün açılması için mücadele etmek durumundadır. Buna herkesin en az 1000 gizli operasyon yapmakla öğünen, bugün siyasetin merkezinde yer alan zat kadar hakkı olmalıdır.