Yeryüzünü Isıtacak Alevi Yakmaya Adayız  

Gelecek Dergisi  Haziran 2003                             

Bağdat’ın beklenenden kısa sürede düşmesi ve savaşın askeri olarak sona ermesiyle 11 eylül sonrası dönemde yeni bir evre başladı. Dünya savaş karşıtı hareketler için de aynı biçimde yeni bir süreç başladı. Savaşı durdurmak için geliştirilen hareket, savaşın kısa sürede bitmesi ile bir kırılma yaşadı. Savaş karşıtları moral eşiğe takıldılar. Şimdi savaş karşıtı hareketler yeni savaşların önüne geçmenin, durdurmanın yanı sıra başka bir dizi sorunla da ilişkilenmek durumundadır.

Çünkü Irak’ta savaşa karşı yürütülen mücadele bir kez daha göstermiştir ki; küresel sermayenin uyguladığı neo-liberal politikalarla, silahlanma politikaları ve emperyalistlerin savaş politikaları etle tırnak gibidir. Sermayenin küreselleşmesinin yıkıcı sonuçları Irak’ta görülmüştür. Ülkeler savaşa karşı politikalarının küreselleşen sermayelerinin ihtiyaçlarına göre belirlemektedirler. Yani kapitalizmin vahşi yüzü tüm çıplaklığı ile görünür olmaktadır.

Bu çıplaklık nedeniyle, Irak savaşı başlamadan önce daha önceleri hiç görülmemiş boyutta uluslararası savaş karşıtı hareket gelişti, barış duygusu güçlendi. Emperyalizm, kapitalizm ve hatta ABD karşıtlığı hızla gelişti.

 

Savaş karşıtı hareketler,  bu atmosferinde etkisiyle mücadelenin daha fazla nasıl yaygınlaşıp kitleselleşebileceğini ve bundan sonra gelişecek savaşı nasıl engelleyebileceğini, işgalle birlikte yaşanan kırılmanın nasıl aşılabileceğini tartışıyor. Bir anlamda kendine yol haritası çıkarmaya çalışıyor. 25 Nisan’da Berlin’de bir araya gelen 24 ülkenin savaş karşıtları ve 19 Mayıs’ta Endenozya’ da yapılan savaş karşıtı konferansta 400 ülkeden delege bunu yapmaya çalıştı. Yine bu konu 31 Mayıs’ta Cenevre’de yapılacak dünya savaş karşıtları toplantısının gündemlerinden.

 

Koordinasyon Miadını doldurdu.

Türkiye’de oluşan savaş karşıtı platformlardan en büyüğü ve bir anlamda merkezi platform işlevi gören Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonu da bir taraftan temsilcileri aracılığı ile uluslararası tartışmalarda yerini aldı. Diğer taftan ise kendi içinde, -son bir aydır yaşanan deneyler ışığında- önümüzdeki dönemin ihtiyacına yanıt verebilecek bir biçimde yeni zeminin ne olması gerektiğini ve yeniden nasıl örgütlemeliyiz tartışmasını yürüttü.

 

Sol sekterler, dogmatikler savaş karşıtı mücadeleyi grupçu bir bakışla değerlendirdikleri için hiçbir şey yaşanmamış gibi, isim değişikliği ile dün olduğu gibi yola devam etmeyi yeğlediler. Savaş sürecinde dünyada ve ülkemizde olup bitenleri ciddi bir değerlendirme/sorgulama gereği duymadan daha önceki çeşitli platformlarda olduğu gibi oluşan mücadele zeminini hoyratça tüketmeye yöneldiler. Koordinasyonun iç hayatında ortaya çıkmış olan sorunları aşma doğrultusunda hiçbir önlem geliştirmeden ve savaş karşıtı mücadeleyi zedeleyen tutumları yok sayarak yürümeye çalışmayı tercih ettiler.

 

Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonu dönemi artık sona ermiştir. Savaş karşıtı güçlerin bu deneyden çıkarması gereken yığınla ders vardır. Altı aylık dönem koordinasyonun her bileşenine bir şeyler öğretmiştir. Her kez az çok bir şeyler kazanmıştır. Ama özelliklede sosyalist solun aşması gereken dogmatik, ezberci, grupçu yanı mevcut içinden atması gereken sekterizm virüsü var.

 

Niçin Barış ve Adalet koalisyonu

ÖDP’nin de içinde yer aldığı koordinasyonun ana omurgasını oluşturanlar ise savaş karşıtı mücadelenin zengin deneyinden hareketle yeni bir döneme adım atmaya karar verdiler. İlk kez Belçika’da çeşitli sendika ve sosyalist grupların oluşturdukları  “Küresel Barış ve Adalet Koalisyonunu” kurma çalışmalarına başladılar.

 

Sermayenin küreselleşmesine, neo-liberal politikaların tahribatına ve ABD saldırganlığına karşı, demokrasi ve bağımsızlıktan, enternasyonalizmden, eşitlikten, özgürlükten, dayanışmadan, çeşitlikten, barıştan, çevreden, adaletten yana tavır koyanlar ile bunun için çalışma sözü verenlerin koalisyonunu kuruluyor.

 

Savaş karşıtı mücadele bir kez daha öğretti ki; küresel haydut Bush’ u durdurmanın yolu  dünya çapında bir savaş karşıtı sosyal hareket yaratmaktan ve uluslararası bir mücadelenin geliştirilmesinden geçmektedir.

Bizim görevimiz, yeni bir toplumsal hareket inşa etmek ve enternasyonal bir hareketin parçası olmaktır. Bu nedenle Bağdat düşmeden önce başlatılan aralarında tüm kıtalardan küreselleşme karşıtı hareketlerin sözcülerinin, işçi konfederasyonlarının temsilcilerinin, General Marcos, Tarık Ali, Chomsky gibi farklı görüşlere sahip ama ABD’nin saldırganlığına ve sermayenin küreselleşmesine karşı buluşanların dünya çapında başlatmış olduğu Barış ve Adalet Uğruna Çalışıyoruz kampanyasını bugün yüzellibine yakın insan imzaladı. Bu metne Türkiye’den de yüzlerce kişi imza attı. Biz bu topraklarda bu kampanyayı geliştirmek,  yaygınlaştırmak ve metindeki talepler doğrultusunda toplumsal güç yaratmak için koalisyon oluşturuyor.

 

Yine savaş karşıtı mücadele göstermiştir ki; ABD emperyalizmi ve müttefikleri küreselleşen sermayenin ihtiyaç ve istemleri doğrultusunda geliştirdikleri ekonomik,  askeri, kültürel politikalarına karşı alternatif politikalar geliştirilmeden çıkacak savaşların sebeplerini açıklaya bilmek mümkün değildir.

Savaş karşıtı mücadelenin geliştirilip, kitleselleşmesinde ortaya çıkan sorunlara ilişkin sözü olan,  koordinasyonun ortak politik zemininden daha geniş kapsamlı bu metni manifestomuz olarak benimseyenler   “Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu’nu kuruyor.

 

Anti-kapitalist çerçeveyi tarif eden bu manifestonun kapsadığı siyasal ve sosyal alandaki bütün toplumsal güçleri bir araya getirmeyi amaçlaması nedeniylede bu hareket bir koalisyondur. Koalisyonun ana omurgasını koordinasyon içinde yer almış ve bu topraklarda ne kadarsa o kadar toplumsal güç olan emek örgütleri, toplumsal ve sosyal örgütlenmeler oluşturmaktadır. Bu yapılar, yeni bir sosyal hareketi inşa etmek için elverişli zemin sunmaktadır. Koalisyonu oluşturan örgütlenmelerin tek tek deneyim ve birikimleri ile uluslararası mücadelenin zenginliğinin buluşması örgütlenmede gösterecektir.

Bunun için emek hareketi ve sendikal örgütler her düzeyde Koalisyon’un motor güçü olmalıdır. Bununla yetinemeyiz. Çağrı metninde de ifade edildiği gibi örgütüz olanları, bugüne kadar harekete geçmeyenleri, tanık olduğu olaylardan rahatsız olup da bunlara karşı sesini yükseltmeyenleri harekete katmayı amaçlayan bir örgütlenme yaratılmalıdır. Bunun içinde bildik simaları, ilişkileri bir araya getirmekle yetinemeyiz. Bu kolaycılıktan kaçınmalı, değişik sosyal örgütlenmelerin temsilcilerini, toplumun vicdanında yer edinmiş ve toplumsal saygılığa sahip insanları mutlaka koalisyonumuzun aktif bileşenleri olmalıdır.

 

Bileşik Ortak Kampanyalar

Koalisyonda bir araya gelenler, manifestolarının temel prensipleri doğrultusunda ülke çapında ortak ve birleşik kampanyalar yürüterek bu hareketi inşa edebilirler. Koalisyonun kurulma sürecini tamamlanması için ilk adım dünya çapında başlatılan imza kampanyasına bu ülkede bir milyon imza toplamak olmalıdır. Savaş karşıtı eylem ve etkinliklerde yer almış her kişinin kapısı çalınmalı, o dönemde ulaşılamayanlara da ulaşmalıdır.

Dışlananlar, ezilenler, örgütsüzler, kendini kötü hissedenler, yüreğinde isyan duygusu eksik olmayanlar, diplomalı işsizler, neo liberal politikaların mağdurları hareketimizin en ön saflarında yer almalıdır.

Koalisyon’un ilk merkezi kampanyası olarak   “ABD Irak’ı Terk Et” veya “Irak’a ve Filistin’e Özgürlük” kampanyasına hazırlanmalıdır. Önümüzdeki kısa dönem,  koalisyonu kurmak ve hareketimizin mayalanma dönemi olmak durumundadır.

Biz, “aniden yanıp sönen saman alevini değil, yeryüzünü ısıtacak ateşi yakmaya” adayız. Bunun için yavaş değil ama çok acele etmeden emin adımlarla ilerleyerek hareketimizi inşa edeceğiz.

Küresel barış ve adalet hareketimizin inşası politik faaliyet ve örgütlenmemizin önünü açacaktır.  Gelişecek toplumsal hareket solun kendisini geliştirmesi için elverişli bir zemin yaratacaktır. O nedenle şimdi Küresel Barış ve Adalet uğruna çalışmanın zamanıdır.